Umberto Eco etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Umberto Eco etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

8 Mayıs 2019 Çarşamba

Eco'dan Oğluna Mektup: "O Zaman Armağanların Silahlar Olacak"


Oğluma Mektup

Sevgili Stefano,

Noel yaklaşıyor, çok geçmeden kent merkezindeki büyük mağazalar —oğulları için alıyormuş gibi yaparak— çok sevdikleri elektrikli trenleri, kukla tiyatrosunu, yayı ve oklarıyla birlikte hedef tahtasını ve aile pin-pon setlerini kendileri için satın alacakları bu anı sevinçle beklemiş, her yılki ikiyüzlü cömertlik senaryolarım oynayan babalarla dolup taşacak. Ama ben yine de onları gözlemekle yetineceğim, çünkü bu yıl benim sıram henüz gelmedi, sen çok küçüksün daha, Montessori-onaylı bebek oyuncakları da büyük bir zevk vermiyor bana, belki de, imalatçı etiketi bütünüyle yutulamayacağına değin garanti verse de bunları ağzıma sokmaktan hoşlanmadığım için. Hayır, beklemem gerekiyor, iki yıl, üç ya da dört yıl. O zaman, benim sıram da gelecek; anne; egemenliğindeki eğitim aşaması geçecek, tüylü oyuncak ayı yönetimi son bulacak ve kapanacak ve babalık yetkesinin tatlı ve dokunulmaz şiddetiyle senin yurttaş bilincini kalıba dökmeye başlayabileceğim an gelmiş olacak. O zaman, Stefano...

7 Nisan 2019 Pazar

Alıklar, Budalalar, Aptallar, Deliler

Umberto Eco

[Foucault Sarkacı (1989), dünya çapında tasarlanmış hayali bir entrikayı konu alan, entrika ile gerçeğin iç içe geçtiği bir gizem romanıdır. Çok sayıda kavram ve olguya göndermelerde bulunduğu için de araştırarak okumak neredeyse zorunludur ve salt bu yüzden bir hazinedir.
Romanın iki kahramanı Belbo ve Casaubon; tanıştıkları ilk gün aşağıdaki konuşmayı yaparlar. Belbo yaşça daha büyüktür. Bir yayınevinde editörlük yapmaktadır. Konuşmanın izleğini, içeriğini o belirler, düşüncelerini aktarır, Casaubon da eğlenerek peşinden gelir. Roman, Casaubon'ın ağzından anlatılmaktadır. ]

...

[Belbo] "...Dünyada dört çeşit insan vardır: alıklar, budalalar, aptallar, deliler.”
[Casaubon] “Herkesi kapsar mı bu?”
“Evet, ikimizi, örneğin. Ya da en azından -sizi incitmek istemem- beni. Ama kim olursa olsun, dikkat ederseniz, bu kategorilerden birine girer. Her birimiz zaman zaman alık, budala, aptal ya da deliyizdir. Diyebiliriz ki, normal insan, bütün bu öğeleri, bu dört ideal tipi ölçülü bir biçimde karıştıran kişidir.”
“ Idealtypen.”
“Bravo, Almanca da biliyor musunuz?”
“Başını gözünü yara yara. İdare edecek kadar. Bibliyografya için.”
“Benim öğrenciliğimde, Almanca bilen mezun olamazdı. Almanca bilerek geçirirdi ömrünü. Sanırım bugün de Çince için aynı şey.”
“Yeterince Almanca bilmiyorum, demek mezun olacağım. Ama biz tiplemelerinize dönelim. Dâhi nedir peki, sözgelimi Einstein?”